Kayıtlar

MANİFESTO

Hadi kalkın kardeşlerim gelin buraya Saat 19:00 Yer Antep Bir faili meçhul cinayete karışalım Ben faili olurum Siz meçhul olun Hadi kalkın kardeşlerim durun yanımda Saat 21:00 Yer Ankara Bir küfredelim doymaz bürokratlara Ben suçlu olurum Siz seyirci Hadi kalkın kardeşlerim uyanın artık Saat 00:00 Yer Ortadoğu'da herhangi bir yer Bir ihtilal yapalım artık şu avanaklara Ama biz ne av olalım ne de satılmışlarla Hadi kardeşlerim kulak verin bana Bu ne bir şiirdir Ne de Manifesto Bu bir çağrıdır çağlayanlara Çaresiz bekleyip ağlayanlara Sürülüp öldürülen o adamlara Hadi kalkın kardeşlerim ayağa kalkın

Savaş materyali

Bir kavga vardı sokakta Babamın beni uzak tutmaya çalıştığı Sokakta bir enkaz altından ölmüştü yabancı bir dost Bir dostun elinde savaş materyali Dostu İkna edemedim beyazlığa Karşımda durdu Gözler yaşamaktan kızarmış Çamura bulanmıştı çehresi Elleri kocaman yarıklı Ve bana düşmandı Oysa ki ben karşıtlığın karşısıydım Geceleri şehir şehir dolaşıp kelimeler dağıtırdım oysaki Ve zemheri ayında partizanca bir eylem başlar yine Yine gözaltılar ve uzun süre konuşulacak kovuşturmalar Ben ise gece yolculuğuma devam ederdim Ürkütücüydü yabancı dost Elinden bırakmadığı savaş materyali Ama ben yolcuydum duraksız Dosta kin kinde ben Bende kelimeler Ve yabancıda savaş materyali

Han duvarları

Üstüme, üstüme han duvarları. Bedenim sıkışır gök kubbe altında. Yüreğim genişleyen en karmaşık mekanizmadır. Söyleyebilirim en absürt şiirimi sana, okuyabilirim kulağına fısıldayarak. Ama izin kağıdını sen alırsan zaptiye memurlarından. Ve suçumu üstlenirsen üstüne. Cesur bir kimse değilim. Bahaneleri perdeledim çoğu zaman. Çoğu zaman açılamadım aşıklarıma. Bu içimde bir hançerdir hala. Ve hala hüznünü yaşarım yaşayamadıklarımın. Her gece kabuslarla uyanırım. Bu yüzden uykuya karşı derin bir özlem besledim. Ve bu yüzdendir ki ölüm benim için yeşeren bir ezgidir. Ve meydanlarda okunan bir manifesto. Geçmişin katran taşıyan katırlarından. İnsan cesetleri topladım tırnaklarımla. Saç teli inceliği insan ilişkilerindeki topluma sırtımı döndüm. Değişmemi isteyemezdi hiç bir dayatma. Hiç bir feodal yönetim güvercin yuvama ağ atamazdı. Olur iş değil. Üstüme üstüme han duvarları. Nefesimi keser han duvarları. Dağ gibi aşılmaz bulvarları.

Bir cüce Masalı

Bir diyarda bir dev vardı Devin etrafını çıkarcılar sardı Çıkarcılar birdi, yüzdü, bindi Dev bir aslan kadar korkak Bir tüy kadar güçlüydü. Bir diyarda cüceler vardı Cüceler birdi, yüzdü, bindi Cüceler devin altında yaşardı Dev konuşur, cüceler susardı Dev yürür, cüceler dururdu Dev ister, cüceler ölürdü. Bir diyarda bir cüce vardı Cüce birdi, yüzdü, bindi Bu cüce bir gün deve darıldı Dünya sanki ikiye yarıldı Bu dev korkudan bayıldı Çıkarcılar etrafa yayıldı Devin ölüsü ortaya kaldı.

Düşünmek şiiri

Sevgilimle buluştum bilmem kaç gün önce Koşa koşa eve geçti yasaklardan önce Anlamak zorlaşıyor her şeyi Sevmek zor marifet Özlemek imtihan Ben güneşi özledim bu aralar Konuşmayı sevgili ile Düşünmeyi yasaksız Ben dünü istiyorum Yarından önce, yarımdan önce

Hürriyet

İnsan insanın esiridir sevgilim. İnsan insanın hürriyeti. Kan ve ter içinde. Bir şafak vakti toplarken militan cesetlerini. Anladım ki sevgilim anladım. İnsan insanın düşmanıdır sevgilim. İnsan insanın dostu. Sağanaktan bombalar düşünce. Ben her gece o kabusu görünce. Orta Afrika'da siyah tenli bir çocuğum açlıktan ölünce. Anladım ki sevgilim anladım. İnsan insanın derdidir sevgilim. İnsan insanın dermanı.

Zaman

   Bu bizi çağıran doğa Bu ölüm sessizliği Bizi Aşka davet eden akşam üstleri Kırlangıç bahçeleri arasında gezinmeliyken bu erişkin çağımda Uzun bir vakittir sancısını çekiyorum bir fikrin Bir idealin Tanrı Lutfudür Bir gün toprak olmak istiyorum uyandığımda Bir gün imparator Sezar Savaş meydanlarında görmek istemeyeceğim parçalı insan yüzleri Kucaklayıp öpebileceğim tazecik bakire kızlar Toprak olduğum günler Psikanaliz olarak değerlendirmeliler beni Çocukluğuma falan inilsin Kant,  Freud okumuşun biri bilmiş bilmiş konuşsun Gülüp geçeyim Ama bu bir marifet gibiymiş gibi geçinmeyeyim İhanet yüklü gemiler yanaşınca limana Gözümüze ya sigara dumanı kaçar Yada saman sapları İhanetten ölmüştür Sezar Öyle diyordu okuduğum kalınca bir kitapta I. Murat da aşırı toz iyilikten Kosova'da uzanırken akan kanı ince bir sızı Ama bizi yaralayan hançer değil Zamandır Zamandır pençesinde cebelleştiğimiz Alnım terli Kangren ellerimle El uzattım  Aman ha! Kimler direnebilmiş ki Ben di...